Hoşgeldin Misafir
Mesaj atabilmek için forumumuza kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifre
  





Forumlarda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Üye Sayısı: 31,472
» En Son Üyemiz: adfvwGekly
» Konu Sayısı: 71
» Mesaj Sayısı: 134

Tam İstatistik

Çevrimiçi Kullanıcılar
Şu anda 97 çevrimiçi kullanıcı var.
» 11 üye | 86 Misafir
adfvwGekly, AnthonyAddex, azartplbofb, BrantsynC, DavinSipt, InceceIdornella, Kevenel, Leonanarymn, Nicwritly, teegoaceme, vdsnFroli

En Son Konular
Film Tavsiyeleri
Sinema
Son Mesaj: siberreal
10-17-2019, 03:21 PM
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 733
Çocuklarımız İçin İnterne...
Kitap
Son Mesaj: siberreal
08-24-2019, 12:43 AM
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 268
Lambaya püf de-Barış MANÇ...
Müzik
Son Mesaj: siberreal
07-15-2019, 09:37 PM
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 820
Çocuklarımız İçin İnterne...
Kitap
Son Mesaj: siberreal
03-03-2019, 06:50 PM
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 9,051
Çocuklarımız İçin İnterne...
Kitap
Son Mesaj: siberreal
01-14-2019, 01:29 PM
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 3,002
Rusça-İngilizce-Almanca-F...
Yabancı Dil
Son Mesaj: BySy
12-06-2018, 01:05 PM
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 10,755
Yalancının Mumu Yatsıya K...
Hikayeler
Son Mesaj: siberreal
12-06-2018, 12:57 PM
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 12,358
Sarı Çizmeli Mehmet Ağa-B...
Müzik
Son Mesaj: siberreal
11-18-2018, 10:39 PM
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 13,291
Gitar Teli Ne Zaman Değiş...
Müzik
Son Mesaj: siberreal
10-02-2018, 10:33 AM
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 8,932
Ottoman Turkish War Song ...
Müzik
Son Mesaj: siberreal
08-11-2018, 12:50 PM
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 1,609

 
Question Vücut geliştirme
Gönderen: siberreal - 07-28-2018, 02:30 PM - Spor - Cevap Yok

Vücut geliştirme sporu erkeklerin vazgeçilmezi halini almaya başladı. Dolayısıyla bu sporlar ilgili etrafta oldukça yanlış bilgi mevcut. Bizde size sağlık sorunu yaşamadan bu sporu yapabilmeniz için 30 altın kuralı öneriyoruz.

1- Ağırlık ve Bodyfitness çalışmaları sırasında dinlenme,uyku ve beslenmenize çok dikkat edin.

2- Çalışmalarınıza en erken yemekten 2-3 saat sonra başlayın. Tok karnına asla spor yapmayın.

3- Başlangıç-Orta Safha-İlerlemişler için hazırlanan programları takip edin, verilen programların dışına çıkmayın.

4- Hangi hareketlerin hangi kas gruplarını çalıştırdığını bilin, Body building terminolojisini öğrenin, egzersizlerin doğru ve püf noktalarına dikkat edin.

5- Günlük çalışmalarınıza mutlak suretle 5’-7’lik bir ısınmayla başlayıp nabzınızı 110-120 atım/dak.arasına getirdikten sonra ısınmış halde programlarınıza başlayın. (Bunu kısa süreli bisiklet, koşu, ip atlama, yerinde sıçrama ile sağlayabilirsiniz)

6- Günlük çalışmalarınıza ısındıktan sonra, setlerinize ise warm-up setler ile (hafif kilo ile 15-20 tekrarlar) başlayın.

7- Çalışmalar sırasında tamamen çalıştırdığınız kas grubuna konsantre olun,nasıl geliştiğini ve hareketi yaparken kasın aldığı şekli hissetmeye çalışın.

8- Ter emici, rahat pamuklu giysiler giyin,tercihen ön ucu korumalı spor ayakkabı giymeye özen gösterin. Elinizden düşebilecek ağırlıklar, ayak parmaklarınıza zarar verebilir.

9- Çalışma programınızdaki hareketleri ne çok hızlı ne de çok yavaş yapın. Farklı metotlar için profesyonellerin seçtiği ağır kaldırış ve indiriş şekillerini uygulamayın. Normal süratle programınızdaki hareketleri yapmaya devam edin.

10- Hareketler sırasınca mutlaka doğru nefes alıp verin.Ağırlıklar kaldırılırken nefes verin,indirilirken nefes alın.Kısacası zorlanırken nefesinizi tutmayın.

11- Ağırlık programınızı uygularken çalıştırdığınız kas grubunun dinlenmesi ve nabzın normale dönmesi için kas grubunu kasarak aktif dinlenme yapın. Bu süre 1 dakikayı geçmemelidir.

12- Dambıl ve barlara takılan ağırlıkları mutlaka emniyet mandalı takıp sabitledikten sonra kullanınız.

13- Kapasitenizi aşan aşırı ağırlıklarla çalışmayınız.

14- Antrenman programına başlamadan önce doktor kontrolünden geçmeniz gerektiğini unutmayınız!

15- Antrenman programı sırasında uygulamaları eşli yapmakta yarar vardır. Eşli (Buddy) çalışma sistemi çok önemlidir.

16- Antrenmanların aynı saatlerde yapılması sporcunun uyum süreci açısından önemlidir.

17- Antrenmanlar doğru teknikle,doğru tutuş,kavrayış,,itiş ve bırakma hareketleriyle yapılmalıdır.

18- İki antrenman süresi dinlenme süresi 24-48 saati aşmamalıdır.

19-Ağırlıklı çalışmalarına yeni başlayanlar bel/omur rahatsızlıkları için öncelikle mide ve sırt/bel kaslarını kuvvetlendirmelidir.

20- Ağırlık çalışmaları; serbest ağırlık ile çalışma (SAÇ)(free weight training) ve ağırlıklı makinalarda (AMÇ) (weight machines) çalışma diye ikiye ayrılmaktadır.SAÇ(FWT) ise kendi içinde dambıl ve barbell ile yapılan kaldırmalar diye bölümlere ayrılmaktadır.Programlar her iki çalışma şeklini de kapsamalıdır.

21- Temel olarak ağırlık çalışmalarında;

-Sırt düz ve dikey tutulmalı,topukların altı yüksek olmalıdır.
-Mümkünse ayakta ağırlık kaldırılmamalıdır.
-Omurga daima dik,ayaklar omuz hizasında açık olmalıdır.
-Bedenin üst bölgesindeki kasların çalıştırılması için oturur ya da uzanmış pozisyonda çalışmak daha uygundur.
-İster ayakta ,ister sırt üstü,ister karın üstü hangi pozisyonda çalışılırsa çalışılsın bel bölgesinin sakatlanmaması için sırt ve omurlar dik tutulmalı ve uygun pozisyon seçilmelidir.

22- Programınıza hafif ağırlıkla başlayıp 3-4 haftadan önce ağırlık miktarını değiştirmeyin.

23- Genellikle bir set ortalama 8-15 tekrardan oluşur ve her kas grubuna 2 ya da 3 set yeterlidir.Kas grubuna yönelik olarak 2-3 ayrı hareketle yapılan setler günlük antrenman için idealdir.

Örnek: Biceps için (3*15) Barbell Curl 3 set 15 tekrar setler arası 1’geçmemeli/hareketler arası 2’-3’ geçmemeli (3*10) Dambıl Kontrasyon Curl 3 set 10 tekrar

24 – Her antrenman sonunda mutlaka (warm-down) soğuma yapın.Soğuma bir aktif dinlenme şeklidir.Çalışma sonrası kan ve kasta biriken laktik asit bu şekilde bünyeden daha çabuk uzaklaştırılır.Düşük tempolu 10-12 dakikalık jogging veya 10 dakikalık stretching soğuma için idealdir.

25- Günlük antrenman defteri tutun.Ne yaptığınızı,kaç tekrar kaç set yaptığınızı,ayda bir kerede en çok kaldırdığınız ağırlık ,aylık,3-6 aylık ölçüleriniz sakatlanma süreleriniz gibi tüm çalışma detaylarını kaydedin.

26- Gelişim sağlandıkça ağırlık ve tekrar sayısı arttırılmalı egzersiz ve setler arasındaki dinlenme süreleri kısaltılmalıdır ve http://www.bodyforumtr.com okuyun.

27- Gün geçtikçe kendinizi iyice dinleyip,kendi hocanız kendiniz olmalısınız.Egzersizlerin seçimi,miktarı,sırası,tekrarları konusunda söz sahibi olmalısınız.

28- Kolay yönden bir an önce sonuç almayı hedeflemeyin.Yavaş kontrollü ve sindirerek gelişin.

29- Kaslarınızı geliştirirken zihinsel ve ruhsal gelişmeye yönelik çaba içinde olun.Spor yapan kişilerde bulunan soğukkanlılık,sabır,doğru karar verebilme,duygusal denge ve pozitif görüş sahibi olma,kendine güven gibi önemli özelliklere sahip olarak kaslarınızı büyütün.

30-En ALTIN kural ise,tüm antrenman ve çalışma süresince; vazgeçmeden, ertelemeden çalışın

Bu öğeyi yazdır

Wink Çok Güldüren Karikatürler
Gönderen: anneyiz - 07-26-2018, 08:32 PM - Kültür - Cevaplar (12)

[Resim: 3zEppp.jpg]

Bu öğeyi yazdır

  Tiroit nodülleri hakkında tüm bilinmeyenler
Gönderen: anneyiz - 07-26-2018, 12:17 AM - Sağlık - Cevap Yok

Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdulkadir Ömer, tiroit nodülleri hakkında bilinmeyenleri anlattı. 
Prof. Ömer, tiroitin son yıllarda en fazla artan kanser türü olduğunu ve toplumun yüzde 50’sini etkilediğini söyledi.

Tiroit nodülleri hakkında tüm bilinmeyenler

Boynumuzda yer alan 20 gr. ağırlığındaki tiroit bezindeki sorunlar insan metabolizmasında önemli sorunlar ve hastalıklara yol açıyor ve sinsi hastalık, halsizlik ve huzursuzluk ile kendini belli ediyor. Tedavi edilmediğinde kalpte ritim bozuklukları ve kemik erimesine varan ciddi hastalıkları yol açarak çocuk sahibi olmayı bile engelleyebiliyor.

Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdulkadir Ömer bu noktada vücutta termostat görevi yaparak metabolizma hızını ayarlayan tiroit beziyle ilgili bilinmesi gerekenleri paylaştı.

“En önemli tiroit hastalıkları  hipertiroiti ve hipotiroiti

Tiroit hastalıkları hakkında genel bilgiler veren Prof. Dr. Abdulkadir Ömer, tiroit bezinin sıcak havada çalışmasını yavaşlatarak terlememizi önlediğini, soğuk havada ise metabolizmayı hızlandırarak üşümemizi engellediğini söyledi.

Vücutta termostat görevi yaparak metabolizma hızını ayarlayan tiroit bezinin normalden az veya fazla çalışmasının en önemli tiroit hastalıkları olduğunu kaydeden Prof. Ömer, “Tiroit bezinin normalden fazla çalışmasına hipertiroiti veya tirotoksikoz diyoruz. Normalden az çalışmasına hipotiroiti diyoruz. Bunun yanında tiroit nodülü, tiroit kanserleri, tiroidit, tiroiditin iltihaplar ve bir de guatr dediğimiz bütün bunların ortak adı gibi gözüken tiroit bezinin normalden fazla büyümesiyle kendini gösteren bir hastalık var” diye konuştu.

Tiroit bezinin az çalışması kilo aldırır 

Tiroit bezinin normalden az çalışmasının bazen çok belirgin bazen hafif belirtileri olduğunu kaydeden Prof. Ömer, en önemli belirtilerinin ise kilo alma ve üşüme olduğunu ifade etti. Tiroit bezinin normalden az çalışmasının çok sık görülen bir hastalık olduğunu belirten Prof. Ömer, kadınlarda bu oranın yüzde 20 civarında olduğunu söyledi.

Ömer, hipotiroitinin belirtilerinin, aşırı üşüme, kilo alma, halsizlik, karında şişkinlik, gaz, kabızlık, ciltte kuruma, beyin fonksiyonlarında azalma, kadınlarda aylık dönemlerde aksama, tırnaklarda kırılma, saç dökülmesi olduğunu belirtti.

Prof. Ömer, normalden fazla çalışan tiroit bezinin (hipertiroidi) en önemli belirtileri arasında ise çabuk sinirlenme, kilo verme, çarpıntı, terleme, huzursuzluk, ellerde titreme, sıkıntı hali, kalpte ritim bozuklukları ve kemik erimesinin yer aldığının altını çizdi.

En fazla artan kanser türü tiroit 

Bazı araştırmalara göre toplumun yüzde 50’sini etkileyen tiroit nodülü hakkında da bilgiler veren Prof. Ömer, tiroit kanserinin ise son yıllarda en fazla artan kanser türü olarak dikkat çektiğini söyledi. Kanser riski olduğu için tiroit nodülünün önemsenmesi gerektiğini kaydeden Ömer, tiroit nodülünün çoğu zaman belirti vermediğini belirtti.
Nodülün MR incelemesinde ve göğüs tomografisinde rastlantısal olarak bulunduğunu ifade eden Ömer, nodülün ultrason özellikleriyle ve kan tahlilleriyle kanserle olan ilişkisinin kesin olarak saptanabileceğini açıkladı. Tiroit nodülünün saptandıktan sonra nodülün özelliklerine, büyüklüğüne, ultrason özelliklerine ve kan tahlillerine (TSH değerine) göre iğne biyopsisi gerekebileceğini kaydetti. Her nodülün de kanser anlamına gelmediğini ifade eden Ömer, nodüllerin sadece yüzde 10’unun kanser olduğunu açıkladı.

Alıntıdır:www.milliyet.com.tr

Bu öğeyi yazdır

  Vücudun su ihtiyacını gideren besinler
Gönderen: anneyiz - 07-26-2018, 12:10 AM - Sağlık - Cevap Yok

Yaz aylarında hava sıcaklarındaki artışa bağlı oluşan terleme ve sıvı kaybı, susama duygusunu daha çok hissettiriyor. Vücuttaki her organın fonksiyonlarını sağlıklı bir şekilde yerine getirebilmesi için kaybedilen sıvının yerine konulması ve düzenli su tüketimi büyük önem taşıyor.
Su içmeden geçirilen birkaç saat sonrasında elektrolit dengesi bozulabiliyor, halsizlik ve bitkinlik gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Yalnızca sıvı alımı ve su tüketimi değil bazı besinlerin sofralarda düzenli olarak bulunması da vücudun su ihtiyacını önemli ölçüde karşılıyor. 

VÜCUDUN SIVI İHTİYACINI KARŞILAYAN BESİNLER

Vücudun su ihtiyacını gideren 10 besin!

  • Salatalık: Salatalık, içeriğinde yüzde 95 oranında su bulundurur. Dolayısıyla yaz sıcaklarında kaybedilen sıvının yerine konulması açısından oldukça yararlı bir sebzedir. Ayrıca A ve C vitaminleri bakımından da zengin içeriklidir.
  • Kavun: Kavun, yüzde 90 oranındaki su içeriği, iyi bir potasyum ve C vitamini kaynağı olma özelliğiyle kan basıncını düzenler, kabızlığı giderir ve tok tutar.
  • Domates: Domates, içeriğindeki likopen sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir ve dolaşımın yavaşlamasına engel olur. İçeriğindeki yüzde 95'e yakın su ile hücreleri su kaybından kurtarır. Ayrıca domatesteki likopen miktarı, pişirildiğinde ve parçalandığında daha fazla artar. Bu nedenle yaz aylarında domates suyu tüketimi vücut sağlığı için oldukça yararlıdır.
  • Çilek: C vitamini bakımından çok zengin olan çilek, içeriğinde yüzde 90'dan fazla su miktarına sahiptir. Kalp ve damar hastalıklarını önler, enfeksiyonlarla savaşmaya yardımcı olur. Lifli yapısı sayesinde uzun süre tok tutar.
  • Yoğurt: Yoğurtta yüzde 80 oranında su bulunur. Ayrıca içerdiği yararlı bakterilerle bir bağırsak düzenleyicidir. Serinletici bir özelliği vardır. Kemikler, dişler, kaslar ve sinir iletimleri için çok yararlıdır.
  • Karpuz: Karpuzun su içeriği yüzde 92 oranındadır. Ayrıca Beta-karoten, likopen ve C vitamini bakımından da oldukça zengin bir meyvedir. İçeriğindeki B vitaminleri ile gün içinde enerjiyi korumaya yardımcı olur. Kan dolaşımını hızlandırır ve zararlı maddeleri damarlarınızdan uzak tutarak kolesterol seviyesinin yükselmesini engeller. Ancak yaz aylarında en fazla tüketilen ve serinlik veren karpuzun, yüksek miktarda şeker içerdiği unutulmamalıdır.
  • Biber: Biber, bol miktarda A ve C vitamini içerir. Yine içeriğindeki su miktarı, yüzde 90'dan fazladır. İçeriğindeki vitaminlerle, hücrelerin sağlıklı çalışmasını sağlar.
  • Kabak: Kabak da zengin su içeriği ile öne çıkmaktadır. Yapısında yüzde 90'dan fazla oranda su bulunduran sebzelerden biridir. Bu yüzden yaz sıcaklarında ağır yiyecekler tüketmek yerine, kabak ile pek çok yemek seçeneği hazırlanabilir.
  • Limon: İçeriğinde yüzde 90’dan fazla su bulunduran limon, yaz aylarında şekersiz limonata şeklinde tüketilebilir.
  • Marul: Marulda ortalama olarak yüzde 95 oranında su bulunur. Bu bakımdan yazın marul tüketmek, vücudun su kaybını önemli ölçüde engeller. C vitamini açısından da çok zengin olan marulun açık yeşil renkte olanı daha fazla su içerir.

SUSUZLUK VÜCUT DENGESİNİ BOZUYOR! 

İnsan vücudundaki su oranlarının korunması yaşamsal önem taşımaktadır. Vücutta yüzde 2’lik bir su azalması olduğunda bile asit dengesinde değişimler meydana gelmektedir. Yüzde 7’lik bir değişim, insan vücudunda yorgunluk ve halsizliğe hatta halüsinasyon görmeye yol açabilmektedir. Yüzde 10’luk bir değişim ise böbrek fonksiyonlarını sonlandırıp ölümle sonuçlanabilmektedir.


GÜN BOYU KAYBETTİĞİMİZ SU MİKTARI 2,5 LİTRE

Vücut bazı zamanlarda daha fazla sıvıya ihtiyaç duymaktadır. Sıcak havalar, hareket, fazla proteinli ve tuzlu besinlerin tüketimi, terleme, idrara çıkma gibi aktiviteler vücudun su ihtiyacının artmasına neden olmaktadır.
Ayrıca vücut ısısını artıran ateşli hastalıklarda, solunum yolu ve ishal gibi sorunlarda, bağırsak yoluyla su kaybedilmektedir.
Gün boyunca kaybedilen toplam su miktarı 2,5 litreye ulaşırken, pek çok kişi bunun bilincinde ve farkında olmadan vücudunu susuz bırakmaktadır. Hücrelerin yaşamsal faaliyetlerini yerine getirmesi ve bu sayede vücudun fonksiyonlarını tamamlayabilmesi için vücudun su dengesinin korunması gerekmektedir.

ÇAY VE KAHVE SUYUN YERİNİ TUTMAZ

Vücudun yeterli miktarda sıvı alabilmesi için günde en az 2-2.5 litre su tüketimi gerekmektedir. Vücut direncini kaybetmeden, susuzluk duygusu hissedilmeden su tüketilmelidir.
Özellikle yaz aylarında asitli içeceklerin fazla miktarda tüketilmesi, içilen çay ve kahvenin de miktarının fazla olması, sık idrara çıkmaya ve sıvı kaybına yol açabilmektedir. 
Bu nedenle suyun yanında daha çok taze sıkılmış meyve suları, ev yapımı limonata, ayran ve maden suyu gibi sağlıklı içecekler tercih edilmelidir.

EGZERSİZ YAPARKEN SUSUZ KALMAYIN

Yaz aylarında egzersiz yapılırken de su tüketimine dikkat edilmelidir. Egzersize başlamadan 15 dakika önce 1-1.5 bardak, egzersiz sırasında ise 10-15 dakika aralarla yarım bardak su içilmelidir. Ayrıca sıcak havalarda beslenme programına vücudun su ihtiyacını karşılayan besinler dahil edilebilir.

Alıntıdır:www.haberturk.com

Bu öğeyi yazdır

  Bebekleri Mutlu Eden Şarkılar
Gönderen: anneyiz - 07-26-2018, 12:01 AM - Bebek - Cevap Yok

https://www.youtube.com/watch?v=XjpraGVs2Sg

Bu öğeyi yazdır

  Sigarayı bıraktıktan sonra bunlar oluyor!
Gönderen: anneyiz - 07-25-2018, 11:57 PM - Sağlık - Cevap Yok

Vücuttaki bütün organları olumsuz yönde etkileyen ve çeşitli kanserlere davetiye çıkaran sigaradan kurtulabilirsiniz... 
Sigara içince nabız yükselir, kişi daha hızlı nefes alıp vermeye başlar, kan dolaşımı yavaşlar. 
İçinde yaklaşık 3 bin 700 zehirli madde barındıran bir karışım olan sigara bir kanserojendir...
Sigara içildiği anda vücut olumsuz yönde etkilenmeye başlar. 
Nabız yükselir, kişi daha hızlı nefes alıp vermeye başlar, kan dolaşımı yavaşlar. 
İçinde yaklaşık 3 bin 700 zehirli madde barındıran bir karışım olan sigara bir kanserojendir. 
Vücuttaki bütün organları olumsuz yönde etkileyen ve çeşitli kanserlere davetiye çıkaran sigaradan kurtulabilirsiniz. 

Peki, sigarayı bırakma evresinde vücutta meydana gelen değişiklikler nelerdir?

* 20 dakika sonra, kan basıncı ve nabız normale döner, el ve ayak dolaşımı düzelir.
* 8 saat sonra, kan oksijen düzeyi normale döner, kalp krizi geçirme riski azalır.
* 24 saat sonra, vücut karbonmonoksitten arınır.
* 48 saat sonra, kandaki nikotin düzeyi azalır, tat ve koku duyusu artar, peptik ülserli hastaların tedaviye verdikleri cevap artar.
* 72 saat sonra, hava yollarının gevşemesi sonucu nefes alıp verme rahatlar, solunum yolları fonksiyon görmeye başladığı için sekresyon miktarı artar, hava yolları kendi kendini temizlemeye çalışır. Enerji düzeyi artar.
* 2-12 hafta sonra, tüm vücuttaki dolaşım düzelir, solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riski azalır, yürürken yorulma ve tıkanma daha az görülür.
* 3-9 ay sonra, öksürük, kısa aralıklarla nefes alıp verme ve wheezing yani hırıltılı ya da ıslık sesli soluk alıp verme gibi solunum yolu problemleri düzelir, akciğer fonksiyonları yüzde 5-10 oranında artar.
* 12 ay sonra, koroner kalp hastalığı riski yarı yarıya azalır.
* 12-36 ay sonra, mesane kanseri riski yüzde 50 azalır.
* 10-15 yıl sonra, kalp krizi geçirme riski hiç içmeyenlerle aynı seviyeye iner, akciğer kanseri riski sigara içenlere göre yüzde 50 azalır.
* 5 yıl sonra, kalp krizi geçirme riski, yemek borusu ve ağız boşluğu kanserleri riski yüzde 50 azalır.

İŞTE SİGARAYI BIRAKTIRACAK 15 İPUCU! 

1- Kendinizi başka şekillerde ödüllendirin.
2- Sigara içilen bir evde yaşıyorsanız, diğerlerini de sizinle birlikte sigarayı bırakmaya teşvik edin.
3- Kendinizi zihnen buna hazırlayın. Muhtemelen bir süre canınız sigara çekecek, konsantrasyon yeteneğiniz azalacak, huzursuz ve hafif depresyonda olacaksınız. Ama hiçbiri uzun sürmeyecek.
4- Bir seferde mi bırakacağınıza (genellikle en etkin yöntemdir) yoksa azaltarak yavaş yavaş mı bırakacağınıza karar verin.
5- Yardıma ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız (ya da daha önceki denemenizden biliyorsanız) nikotin yerine koyma tedavisini de düşünün.
Pastiller, çiklet ya da nefes açıcı ürünler başarı şansınızı ikiye katlar. Telefonla yardım hattını aramak ya da bir destek grubuna katılmak da işinize yarayabilir.
6- Bir tarih belirleyin ve ona sadık kalın. Kadınlarda "sigarayı bırakma günü" adet döngüsünün ilk yarısında olmalıdır.
7- Bazıları, sigarayı bırakacakları gün kül tablaları, çakmak ve sigaraları atmaktan fayda görür. Bazılarıysa cebinde bir paket sigara taşırken kendinden daha emindir. 
Sizin için hangisinin daha iyi olacağına yine siz karar vereceksiniz.
8- Kendinizi iş ve eğlenceyle oyalayın. 
9- Bol sıvı alın; elinizin altında her zaman bir bardak meyve suyu ya da benzeri bir şey bulundurun.
10- Sigara içme isteğini körükleyen yerlerden uzak durun; kendinize başka keyifli seçenekler yaratın.
11- Biraz kilo almaya hazır olun çünkü sigarayı bırakmak metabolizmayı yavaşlatır. Ama biraz kilo alsanız bile bu, kazandıklarınız karşısında oldukça küçük bir bedeldir.
12- Ağzınızın boş durmaması için çiklet çiğneyin ya da meyve atıştırın.
13- Eskisine göre biraz daha fazla egzersiz yapın. Egzersiz hem kilo almanızı engelleyecek hem dopamin düzeyinizi yükseltecek hem de zihninizi sigaradan uzaklaştıracaktır.
14- Sigara için harcadığınız parayı bir kenara ayırın ve ilk günden itibaren bu parayı kendinizi ödüllendirmek için kullanın.
15- Sigara içmediğiniz her günün sonunda başarınızı ve bunun sağlığınıza ve bütçenize faydalarını düşünün.

Alıntıdır:www.haberturk.com

Bu öğeyi yazdır

  Pasif sigara dumanındaki kimyasallardan 70'i kanserojen
Gönderen: anneyiz - 07-25-2018, 11:50 PM - Sağlık - Cevap Yok

Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emine Argüder, "Sigara dumanı çok sayıda kimyasal madde içermektedir. Bunların 250'si toksik ve yaklaşık 70'i kanserojeniktir." dedi.

Pasif sigara dumanındaki kimyasallardan 70'i kanserojen
Sigaradan etrafa yayılan dumanın, 250 toksik, yaklaşık 70 kanserojenik kimyasal madde barındırdığı bildirildir. Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emine Argüder, sigaranın, kullanıcının yanı sıra çevresinde bulunanları da etkilediğini belirtti.
Sigara içmediği halde kişinin, başka kişilerin sigara içmesinden ötürü istemsiz sigara dumanına maruz kalması olan pasif etkilenimin zararlarına dikkati çeken Doç. Dr. Argüder, şöyle konuştu:

"Pasif etkilenimde maruz kalınan dumanı, 'ikinci el sigara dumanı' olarak tanımlıyoruz. İkinci el sigara dumanı çok sayıda kimyasal madde içermektedir. Bunların 250'si toksik ve yaklaşık 70'i kanserojeniktir. İkinci el sigara dumanı, 'ana akım dumanı' ve 'yan akım dumanı' olarak 2 çeşit duman içerir. Bunlardan 'ana akım dumanı', sigara içen kişinin etrafa nefesiyle verdiği dumanı içerirken, 'yan akım dumanı' sigara kendi kendine yanarken sigaranın kağıdından ve filtresinden çıkan dumandır.

İncelemelere göre, yan akım dumanındaki zehirli ve kanserojen maddeler ana akım dumanından daha fazla. Yanan sigaradan uzaklaşıldığında ise bu maddelerin konsantrasyonları azalıyor."
"21 milyon kişi evde sigara dumanından etkilenmektedir"

Pasif etkilenimin, evde başta anne-babanın ya da diğer bireylerin sigara içmesi, iş yeri ortamında, restoranlarda ya da arabada sigara içilmesiyle gerçekleştiğini aktaran Argüder, "Dünya çapında oldukça önemli bir problem olan pasif etkilenimin, çocukların ve sigara içmeyen yetişkinlerin 3'te 2'sinin maruziyetini neredeyse kaçınılmaz kılmaktadır." diye konuştu.
Emine Argüder, sigara dumanına maruziyetin çok sayıda hastalığa ve ölüme neden olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Türkiye'de yakın zamanda yapılan incelemelerde, toplumun yaklaşık yüzde 38,3'ü (yaklaşık 21 milyon kişi) evde sigara dumanından pasif olarak etkilenmektedir. Bunların da yaklaşık 11,5 milyonu sigara içmeyen kişilerdir.

Pasif etkilenim başta solunum yolları olmak üzere hem çocukta, hem erişkinde tüm sistemleri etkilemektedir. 2016'da yapılan bir çalışmada, pasif etkilenim yaklaşık 884 bin ölüme neden olmuştur."

"Dumana maruz kalan çocukta beyin tümörü riski artıyor"

Anne ve babası sigara içen çocukların sağlık durumlarının gebelik döneminden başlayarak ilerleyen yaşam yıllarına kadar olumsuz etkilendiğini vurgulayan Argüder, anne karnında sigara dumanına maruz kalmanın, düşük riski, ölü doğum, doğum ağırlığında azalma, yarık damak-dudak sorunu, endokrin fonksiyonlarda bozulma, düşük akciğer fonksiyonları, hırıltılı solunum ve astım riskinde artış, öğrenme güçlükleri, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu riskini arttığını söyledi.

Doç. Dr. Argüder, çocukluk döneminde maruziyetin ise astım, akciğer enfeksiyonu ve orta kulak enfeksiyonu riskini önemli ölçüde yükselttiğine dikkati çekti.

Çocuklarda yılda yaklaşık 6 milyon alt solunum yolu enfeksiyonu görüldüğünü, bu vakalardan 379 bininin ise kurtarılamadığını ifade eden Argüder, "Bu çocukların ileride sigara bağımlılığı geliştirme, kalp-damar hastalığı ve lösemi, lenfoma ve beyin tümörü riski artmıştır." uyarısında bulundu.

Emine Argüder, erişkinlerde pasif etkilenimin, koroner kalp hastalığı, akciğer kanseri, felç ve KOAH riskini yükselttiğini anlattı.

Öte yandan, Türkiye'de özellikle son 15 yılda sigara içme oranlarının önemli ölçüde düştüğünü vurgulayan Doç. Dr. Emine Argüder, ancak hala erkeklerin yüzde 40,1'inin, kadınların ise yüzde 13,3'ünün sigara içtiğini kaydetti.

Alıntıdır: http://www.milliyet.com.tr

Bu öğeyi yazdır

Rainbow Roman Önerileri
Gönderen: Anayım_ana - 07-25-2018, 06:32 PM - Kitap - Cevaplar (1)

Türkiye'de kitap okuma oranı bir araştırmaya göre binde birmiş. Bu oran maalesef oldukça düşük. Kitap okuma sevgisi kişiye çocukluğunda aşılanmalıdır. Bu başlığımızda 7'den 70'e her yaş için kitap önerisi yapabilirsiniz.

Bu öğeyi yazdır

Big Grin Bebeğinizin Cinsiyeti
Gönderen: anneyiz - 07-25-2018, 05:47 PM - Bebek - Cevap Yok

Bebeğinizin cinsiyetini nasıl merak ettiğinizi biliyoruz.
Size bunu doktorunuzdan başkası doğru söyleyemez. 
Biraz eğlenelim derseniz buyrun Smile Bir kaç link paylaştık Smile 


Bebek Cinsiyet Tahmini 
[url= http://bebekcinsiyet.com/]http://bebekcinsiyet.com/[/url]


ÇİN TAKVİMİ
http://cin-takvimi.gen.tr/otomatik-cin-t...-hesaplama
http://www.cintakvimi.org/otomatik-bebek...aplama.php


RUS TAKVİMİ
http://www.gebelikhesaplamasi.net/rus-ta...plama.html


JAPON TAKVİMİ
http://yeni-kimlik.com/japon-takvimi-cin...plama.html

Bu öğeyi yazdır

  EMZİRME DÖNEMİNDE GÖĞÜS BAKIMI NASIL YAPILIR?
Gönderen: anneyiz - 07-25-2018, 05:32 PM - Bebek - Cevaplar (1)

Bu süreçte sabun ve ıslak mendil gibi kimyasal maddelerden uzak durulmalı! 
Emzirme, anne ve bebek için harika bir deneyimdir. Ancak emzirme tekniğinin hatalı olması ya da göğüs bakımında yapılan yanlışlar sonucu oluşan çatlak, şişlik ve kızarıklıklar, emzirmeyi bazen eziyet süreci haline getirebilir. Peki, bu noktada neler yapılmalı, nelere dikkat edilmeli? 

Doğru emzirme tekniği annenin meme ucunun korunmasında büyük önem taşır. Eğer bebek sadece meme ucunu kavrıyor ve emiyorsa çatlak ve ağrı kaçınılmazdır. Bebeğin ağzını tam açarak hem meme ucu hem de 2-3 cm’lik meme çevresini de emmesi lazım ki meme ucu içerde bebeğin damağına yaklaşsın ve zarar görmesin. 

Emzirme döneminde göğüs bakımı Bu dönemde özellikle sabun ve ıslak mendil gibi kimyasal maddelerin sık temasından kaçınılması gerekiyor. Gerekirse pH’ı 5.5 olan, dermatolojik olarak test edilmiş sabunlar kullanılabilir. Emzirme sonrası bölgeyi sadece ılık suyla yıkamak yeterlidir, hatta emzirmeden sonra biraz sütün kuruyup kalmasının bölgede oluşan hassasiyet ve kızarıklığı önlediği konusunda çalışmalar da mevcuttur. Bakımda ise özellikle “lanolin” maddesi içeren kremlerin çatlayan, kuruyan ve hassaslaşan bölgeye sürülmesi faydalı olur. 

Göğüste çatlama, ağrı ve şişlik durumunda neler yapılmalı? 
Emzirmeye ara vermeyin: Bu tür durumlarda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta emzirmeye ara vermemektir. Çünkü süt biriktiğinde hem ağrıyı hem de iltihap oluşma ihtimalini arttırır. Doğru teknikle emzirin: Çatlaklarda bebeğin doğru teknikle emmesini sağlamak eğer yanlışlıkla meme ucunu kavrarsa ağzının köşesine parmağınızı sokarak emzirmeye ara vermek ve doğru teknikle emzirmeye devam etmek önemlidir. Banyo sırasında masaj yapın: Ağrı ve şişlik durumunda bölgeye sıcak kompresler günde 3 defa 10 dakika süreyle uygulanabilir ve banyo sırasında masaj yapılabilir. Genelde bu şekilde süt kanalında oluşan hafif tıkanıklıklar emzirmenin de devam etmesiyle açılır. Fakat yoğun ağrı, şişmede artma, halsizlik, terleme gibi belirtiler de varsa göğüs iltihabı oluşmuş olabilir. Bu durumda mutlaka doktorunuza başvurmanız gerekir. Gerekirse uzmana başvurun: Göğüs cildinde kaşıntı, sulanma, döküntü oluşması bazen uygulanan kremler ve bulaşıcı olmayan bir mantar türü olan “kandida” nedeniyle görülebilir. Böyle bir sıkıntı yaşarsanız bir dermatoloji uzmanına başvurmalısınız. 

Alıntıdır:http:www.hurriyetaile.com

Bu öğeyi yazdır